dua etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dua etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ağustos 2022 Pazartesi

Esad Coşan Hoca Efendi

 Sabah kalkınca ilk işiniz abdest almak olsun Sonra da "İlahi, ente maksudi ve rızaike matlubi" “Allahım, sen benim tek gayem ve senin rızana ulaşmak da benim yegane isteğimdir” duasını yapın Böyle yaparsanız akşama kadar yaptığınız bütün işlere bu duanın bereketi gelir.

16 Haziran 2009 Salı

HER MÜSLÜMAN BUNLARI BİLMELİ

Her müslüman bunları bilmeli.
Bilgisayarınıza indirmek için tıklayın.

21 Aralık 2008 Pazar

DUADA YALNIZCA ALLAH(cc)'TAN İSTE!

Hayat rehberimiz Kur’an-ı Kerim; Âlemlerin Rabbi olan Allah’a nasıl dua edeceğimizi de öğretiyor. Tarih boyunca indirilen peygamberler, Rablerine nasıl dua ettiler? Onların dualarıyla, istenecek tek makamdan, nasıl isteneceğini de öğreniyoruz.
Hz. Zekeriyya (as)Hani o Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı. Şöyle demişti: “Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım. Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum. Karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve Yakup hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!” (Meryem Suresi, 3-6)
***
Orada Zekeriya Rabbine dua etti: “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin” dedi. (Al-i İmran Suresi, 38)
***
Zekeriya’yı da hatırla. Hani o, Rabbine, “Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın” diye dua etmişti. (Enbiya Suresi, 89)Hz. Musa (as)“Mûsâ, “Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet” dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz o, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım” dedi. (Kasas Suresi, 16-17)
***
Mûsâ korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve “Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar” dedi. (Kasas Suresi, 21)
***
“Mûsâ; Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. Şimdi içimizden bir takım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mi edeceksin? Bu sırf Senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırırsın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen bağışlayanların en hayırlısısın, dedi. Bizim için bu dünyada da bir iyilik yaz, ahirette de. Çünkü biz Sana varan doğru yola yöneldik” Allah şöyle dedi: “Azabım var ya, dilediğim kimseyi ona uğratırım. Rahmetim ise her şeyi kapsamıştır. Onu, Bana karşı gelmekten sakınanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım” (Araf Suresi, 155-156)Hz. Şuayb (as)“Allah bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü Sen hükmedenlerin en hayırlısısın” (A'raf Suresi, 89)Hz. İbrahim (as)“Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz Sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı.".(Bakara Suresi, 127) H H H“Rabbimiz! Bizi Sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da Sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü Sen, tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli olansın” (Bakara Suresi, 128) Hz. Süleyman (as)Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” (Neml Suresi, 19)
***
Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin. (Sad Suresi, 35) Hz. Nuh (as)Sonunda Rabbine dua etti: "Gerçekten ben, yenik düşmüş durumdayım. Artık Sen (bu kâfir toplumdan) intikam al." (Kamer Suresi, 10)
***
Hz Nuh: "Rabbim, yeryüzünde kâfirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma." dedi. "Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükte sınırı aşan (facirden) kâfirden başkasını doğurmazlar. Rabbim, beni, annemi, babamı, mümin olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlere yıkımdan başkasını arttırma." (Nuh Suresi, 26-28)
***
Hz Nuh Rabbine seslendi: Dedi ki: “Rabbim, şüphesiz benim oğlum ailemdendir ve Senin vaadin de doğrusu haktır. Sen hâkimler hâkimisin.” Dedi ki: “Ey Nuh, kesinlikle o senin ailenden değildir. Çünkü o, Salih olmayan bir iş(yapmıştır). Öyleyse hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme. Gerçekten ben, cahillerden olmayasın diye sana öğüt veriyorum.” (Hud Suresi, 45-46)

Hz. Yusuf (as)“Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette Sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat” (Yusuf Suresi, 101)

Hz. Yunus (as)“Yunus’u da hatırla. Hani öfkelenerek (halkından ayrılıp) gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, “Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum” diye dua etti. (Enbiya Suresi, 87)

Hz. Eyyüp (as)“Eyyûb’u da hatırla. Hani o Rabbine, “Şüphesiz ki ben derde uğradım, Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin” diye niyaz etmişti. Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik” (Enbiya Suresi, 83-84)
Son peygamber Hz. Muhammed (sav)De ki: “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Şüphesiz Sen her şeye hakkıyla gücü yetensin” (Al-i İmran Suresi, 26)De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden Sana sığınırım. Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım” (Müminin Suresi97-98)
***
“De ki: Rabbim! Bağışla, merhamet et. Çünkü Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!” (Müminin Suresi 118)

30 Haziran 2008 Pazartesi

ŞİFA ALLAH(cc)'TANDIR.

Yoğun istek üzerine Rabbimizin isimlerinin manalarını toplu olarak veriyorum. Hangi isminin hangi derdimize karşılık geldiğini manalarına bakarak bulabilirsiniz. "Onlar inanmışlar, kalpleri Allah'ı anmakla huzura kavuşmuştur. Dikkat edin, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzura kavuşur" [Ra’d, 13/28], "Sabah akşam Rabbinin adını zikret" [İnsan, 76/25], "Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar" [Âli İmran, 3/191]
Allah: Uluhiyete mahsus sıfatların (bütünlük ve üstünlük ifade eden bütün kemallerin) hepsini kendisinde toplayan. Bu ismi şerif isimlerin hepsini kendisinde toplar. Bir an bile yokluğunu farz etmek imkansız bulunan zat demektir. Bu ismi şerif ismi Azam'dır.
Er-Rahman: Ezelde yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet eden. Sevdiğini ve sevmediğini ayırt etmeyerek, bütün nimetlerinden istifadeye sunan.
Er-Rahim: Pek çok merhamet edici, verdiği nimetleri iyi kullananları daha büyük ve ebedi nimetler vererek mükafatlandıran.
El-Melik: Tüm kainatın sahibi ve tek, mutlak hükümdarı.
El-Kuddüs: Hatada, gafletten, aciziyetten ve her türlü eksiklikten çok uzak, pek temiz.
Es-Selam: Her çeşit arıza ve hadiselerden salim kalan, (her türlü tehlikelerden kullarını selamete çıkaran). Cennet'teki kullarına selam eden.
El-Mü'min: Gönüllerde iman ışığı uyandıran, kendine sığınanlara aman verip onları koruyan, rahatlatan. Burada bir açıklama yapmak gerekiyor:Bir şeye imanın üç aşaması vardır.
1- Kalp ile tasdik: Peygamberimiz'in Allah tarafından getirip, haber verdiği şeylerin doğruluğunu gönülden, hiçbirini diğerinden ayırt etmeden kabul etmek.Bu esastır.
2- Dil ile tasdik: Bu inancını dil ile söylemek.
3- İş ile tasdik: Yaptıklarıyla inancını doğrulamak. Bu üç özellği de kendinde bulunduran imanı benimsemiş, bütün ve parçalanmaz olduğunu göstermiş olur.
El-Müheymin: Gözetici koruyucu.
El-Aziz: Mağlup edilmesi mümkün olmayan galip.
El-Cebbar: Kırılanları onaran, eksikleri tamamlayan, dilediğini zorla yaptırmaya muktedir olan.
El-Mütekebbir: Her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösteren.
El-Halık: Her şeyin varlığını ve varlığı boyunca görüp geçireceği halleri, olayları tayin ve tesbit eden (bilen, belirleyen) ve ona göre yaratan, yoktan var eden.
El-Bari: Eşyayı ve her şeyin aza ve cihazlarını birbirine uygun ve mülayim bir halde yaratan.
El-Musavvir: Tasvir eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren.
El-Gaffar: Mağfireti pek çok olan.
El-Kahhar: Her şeye, her istediğini yapacak surette galip ve hakim. Kuvvet ve Kudretiyle herşeyi içinden dışından kuşatan.
El-Vehhab: Çeşit çeşit nimetleri daima bağışlayıp duran.
Er-Rezzak: Yaratılmışlara faydalanacakları şeyleri veren.
El-Fettah: Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran.
El-Alim: Her şeyi çok iyi, en iyi bilen.
El-Kabid: Sıkan, daraltan (zenginken fakir kılan… gibi).
El-Basit: Açan, genişleten, ferahlatan (fakirken zengin kılan… gibi). El-Kabid ve El-Basit ismi şeriflerinden anladığımız; Allah her kulunu çeşitli şekillerde imtihana tabi tutar.
El-Hafid: Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan.(Şan ve şeref sabiyken rezil ediveriri).
Er-Rafi: Yukarı kaldıran, yükselten.( Allah Teala istediği kulunu da kaldırıverir üstün şerefli yapıverir.
El-Muiz: İzzet veren, ağırlayan.
El-Müzil: Zillete düşüren, hor ve hakir eden.
Es-Semi: Her şeyi işiten. Allah Teala’nın birini işitmesi diğerini işitmesine engel olmaz, insanlar gibi işitmek için gereken şartların hiçbirine ihtiyacı olmadan işitir. Herşeyi işitir kalpten geçenleri, geceleyin yürüyen bir karıncanın ayak seslerini, bir yaprağın düşüşünü ...
El-Basir: En iyi gören. Her şeyi her ne şartta olursa olsun gören.
El-Hakem: Hükmeden, hakkı yerine getiren
El-Adîl: Çok adaletli. Adalet sahibi.
El-Latif: En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, nasıl yapıldığına nüfuz edilmeyen, en ince şeyleri yapan, ince ve sezilmez yollardan kullarına çeşitli faydalar ulaştıran.
El-Habir: Her şeyin iç yüzünden, gizli taraflarından haberdar.
El-Halim: Hilmi çok. (Suçluların cezasını vermeye gücü yettiği halde bunu yapmayıp, onlar hakkında yumuşak davranmak, cezalarını ertelemek)
El-Azim: Pek azametli (hakiki büyüklük Allah'ındır.).
El-Ğafur: Mağfireti çok.
Eş-Şekur: Kendi rızası için yapılan iyi işleri daha ziyadesiyle karşılayan. (iyililere daha iyisiyle karşılık veren)
El-Aliy: Pek yüksek olan. (Allah'tan üstün varlık düşünmek imkansızdır. Benzeri ortağı yardımcısı yoktur.)
El-Kebir: Göklerde ve yerde her yerde eşsiz ve tek büyük O'dur.
El-Hafiz: Yapılan işleri bütün tafsilatıyla tutan, her şeyi, belli vaktine kadar afat ve beladan saklayan.
El-Mukıt: Her yaratılmışın azığını veren.
El-Hasib: Muhasib= Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiklerinin, bütün tafsilat ve teferruatıyla hesabını iyi bilen. Allah Teala neticesi hesapla bilinebilecek ne kadar şey varsa hepsinin neticesini hiçbir şeye muhtaç olmadan doğrudan apaçık bilir.
El-Celil: Celalet ve ululuk sahibi.
El-Kerim: Keremi bol. (Allah Teala Kerimdir, muktedirken affeder, va'dedince sözünü yerine getirir.)
Er-Rakıb: Bütün varlık üzerinde gözcü, bütün işler murakabesi altında bulunan.
El-Mucib: Kendine yalvaranların isteklerini veren.
El-Vasi: Geniş ve müsaadeci olan. (Allah'u Teala'nın kudreti ve rahmetinin ve diğer bütün sıfatlarının genişliği ve tükenmezliği, her zerrede görülüp duruyor, fakat insana en yakın yine kendi şahsıdır.
El-Hakim: Buyrukları ve bütün işleri hikmetli.
El-Vedud: İyi kullarını seven, onları rahmet ve rızasına erdiren, yahut sevilmeye ve dostluğu kazanılmağa biricik layık olan.
El-Mecid: Şanı büyük ve yüksek olan.
El-Bais: Ölüleri diriltip kabirlerinden çıkaran.
Eş-Şehid: Her zamanda ve her yerde hazır ve nazır olan.
El-Hak: Varlığı hiç değişmeden duran.
El-Vekil: İşleri yoluyla kendisine bırakanların işini düzeltip, onların yapabileceğinden daha iyisini te'min eden.
El-Kaviy: Pek güçlü olan. Allah Teala’ya hiçbir zaman dermansızlık güçsüzlük erişmez.
El-Metin: Çok sağlam olan.
El-Veliy: İyi kullarına dost.Allah sevgili kullarının dostudur.
El-Hamid: Ancak kendisine hamdü sena olunan, bütün varlığın diliyle biricik övülen.
El-Muhsi: Na mütenahi de olsa her şeyin sayısını bilen.
El-Mübi: Mahlukatı Maddesiz ve örneksiz olarak ilk baştan yaratan.
El-Muıd: Yaratılmışları yokettikten sonra, tekrar yaratan.
El-Muhyi: Can bağışlayan, Sağlık veren.
El-Mümit: Canlı bir mahlukun ölümünü yaratan.
El-Hay: Diri, herşeyi bilen ve her şeye gücü yeten. Allah teala diridir herzaman O'nu asla uyku uyuşukluk tutmaz.
El-Kayyum: Gökleri, yeri ve her şeyi tutan.
El-Vacid: İstediğini istediği vakit bulan.
El-Macid: Kadr ü şanı büyük kerem sahibi ve rahmeti bol.
El-Vahid (El-Ahad): Tek... Zatında, sıfatlarında, işlerinde , isimlerinde, hükümlerinde asla şeriki-ortağı- veya naziri-benzeri- dengi bulunmayan.
Es-Samed: Hacetlerin ihtiyaçların bitirilmesi ızdırapların giderilmesi için tek merci. Kendisine muhtaç olunan.
El-Kaadir: İstediğini istediği gibi yapmaya gücü yeten.
El-Muktedir: Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden.
El-Mukaddim: İstediğini ileri geçiren öne alan.
El-Muahhir: İstediğini geri koyan, arkaya bırakan.
El-Evvel: Kendi varlığının evveli yoktur.
El-Ahir: Varlığının sonu olmayan.
Ez-Zahir: Aşikar olan. Allah'ın varlığı her şeyden aşikardır.
El-Batın: Allah Teala’nın varlığı hem aşikar hem gizlidir. O'nu görüp de bilemeyiz. Ama mademki mahluk var halıkı da olucaktır. Bütün hakikatler onun varlığına delalettir.
El-Vali: Bu muazzam kainatı ve her an olup biten hadisatı tek başına tedbir ve idare eden.
El-Müteali: Yaratılmışlar hakkında aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hal ve tavırdan pek yüce olan.
El-Berr: Kulları hakkında müsait bulunan... İyiliği ve bahşişi çok olan.
Et-Tevvab: Tövbeleri kabul edip günahları bağışlayan.
El-Müntekım: Suçları, adaleti ile müstahak oldukları cezaya çarpan.
El-Afüv: Affı (Af intikamın zıddıdır.)çok olan.
Er-Rauf: Pek çok rahmetlidir.
Malikü'l mülk: Mülkün ebedi sahibidir.
Zü'l-Celali Ve'l-İkram: Hem büyüklük sahibi, hem fazlı kerem sahibi.
El-Muksit: Bütün işleri denk ve birbirine uygun ve yerli yerinde yapan.
El-Cami': İstediğini istediği zaman istediği yerde toplayan.
El-Ğaniy: Çok zengin ve her şeyden müstağni olan.
El-Muğni: İstediğini zengin eden.
El-Mani: Bir şeyin meydana gelmesine müsaade etmeyen.
Ed-Dar: Elem ve mazarrat verici şeyler yaratan.
En-Nafi': Hayr ve menfaat verici şeyler yaratan.
En-Nur: (Münevvir manasına)Alemleri nurlandıran, istediği simalara, zihinlere ve gönüllere nur yağdıran.
El-Hadi: Hidayet lütfeden, istediği kulunu hayırlı kılan, muradına erdiren.
El-Bedi': Örneksiz, misalsiz ve hayret verici alemler icat eden.
El-Baki: Varlığının sonu olmayan.
El-Varis: Servetlerin geçici sahipleri, elleri boş olarak yokluğa döndükten sonra, varlığı devam eden, servetlerin hakiki sahibi.
Er-Reşid: Bütün işleri ezeli takdirine göre yürütüp dosdoğru ve bir nizam ve hikmet üzere sonuna ulaştıran.
Es-Sabur: Çok sabırlı. Celle Celaluh.