31 Ağustos 2009 Pazartesi

Sigaraya 4 günde veda edin.

Enfraruj ışınlarının vücudun belli noktalarına 4 gün boyunca uygulanarak mutluluk hormonu salgılanmasıyla sigara tiryakiliğine son veriliyor.
Enfraruj ışınlarının vücudun belli noktalarına 4 gün boyunca uygulanarak mutluluk hormonu (endorfin) salgılanmasıyla sigara tiryakiliğine son veriliyor. Yöntemin başarı şansı yüzde 95...

Sigarayı kolayca bırakma yöntemleri arasında son dönemde popüler olan ışınla tedavi giderek yaygınlaşıyor. Bu yöntemi uygulayan hastanelerden biri de Konya Özel Nakipoğlu Hastanesi. Hastanenin başhekimi Dr. Kutsi Öncü, mesaisinin büyük bölümünü insanları sigara bağımlığından kurtarmaya harcıyor. Ücret olarak da bir kişinin sigaraya bir ay boyunca ödediği para alınıyor. Dr. Öncü, bu teknikle enfraruj ışınlarının vücudun akupunktura duyarlı 35 noktasına birden uygulandığını belirtiyor.

Bu noktalardan ışınsal uyarıyla ara mesajcılar salgılandığını söyleyen Öncü yöntem hakkında şu bilgileri veriyor” "Bu mesajlarla beyindeki mutluluk hormonu (endorfin) hücrelerine ulaşılıyor. Endorfin hücreleri de uyarıya cevap vererek mutluluk hormonu salgılıyor. Böylece kişi kendi hormonuyla mutlu olup nikotinin sahte mutluluğundan kurtuluyor. Ancak nikotinle mutlu olmaya alıştığı için işlevini kaybeden endorfin hücreleri, bu ışın tedavisiyle yeniden çalışmaya başlıyor. “
PROF.DR.Cevat AKŞİT,DELİLLERİYLE SİGARA HARAMDIR DEDİ.

19 Temmuz 2009 Pazar

MİRAÇ KANDİLİ

TÜM MÜSLÜMANLARIN MİRAÇ KANDİNİ TEBRİK EDER ALEM-İ İSLAMA İYİLİK VE HAYIRLAR GETİRMESİNİ ALLAH(cc)TAN DİLERİM.
BU GECEYİ GAFİL GEÇİRMEYELİM.
Bu geceleri nasıl değerlendirmeyiyiz?
1.Kur'an-ı Kerim okuyarak,
2.Allah(cc) rızası için namaz kılarak,
3.Hayatımızın geçmiş günleri ve yılları hakkında muhasebe ederek,
4.Günahlarımızın bağışlanması için Allah(cc)'tan af dileyerek,
5.Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed(SAV)'e bol bol salat ve selam okuyarak,
6.Hastaları, yaşlıları ziyaret ederek;yoksulları öksüz ve yetimleri sevindirerek,
7.Eş,dost ve yakınlarımızla tebrikleşerek,
8.Dargın ve küskünleri barıştırarak,
Var mısınız?
29 Temmuz 2008'deki Miraç Kandilini kendimize bir başlangıç yapmaya.İyi bir insan,iyi bir müslüman olmaya.Bu gece akıl balığ olan herkese 5 vakit farz olunan namazımızı eksiksiz kılmaya.Günlük bir çetele tutup kıldığımız ya da kılamadığımız namazımızı yazmaya.Kılamadığımız namazlarımızı kaza etmeye.Namazlarımızı cemaatle kılmaya.(Cemaatle kılınan namazın tek başına kılınan namazdan 27 derece daha fazla sevabı vardır.)Namazlarımızda maraton koşusu yapmamaya.Namazlarımızda tadili erkana uymaya.
İnşallah bunları yapanlardan oluruz.Şu duaları da bu gece çok okuyalım:
Allahumme inneke afüfvün kerimün tühıbbül affe fegfü anna.
(Allahım,sen affetmeyi seversin bizi de affet.)
Ya Rabbi ,Sen bizden razı olmadıkça bizi dünyadan alma.AMİN
GECENİZ BEREKETLİ OLSUN.
(EDİTÖR)

25 Haziran 2009 Perşembe

REGAİB KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN

25 HAZİRAN 2009 REGAİB KANDİLİ

TÜM DOSTLARIMIN VE EHREKLİLERİN REGAİB KANDİLLERİNİ TEBRİK EDER ALLAH(cc)TAN SAĞLIK ,MUTLULUK VE HUZUR DİLERİM.
BU GECEYİ GAFİL GEÇİRMEYELİM.
Bu geceleri nasıl değerlendirmeyiyiz?
1.Kur'an-ı Kerim okuyarak,
2.Allah(cc) rızası için namaz kılarak,
3.Hayatımızın geçmiş günleri ve yılları hakkında muhasebe ederek,
4.Günahlarımızın bağışlanması için Allah(cc)'tan af dileyerek,
5.Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed(SAV)'e bol bol salat ve selam okuyarak,
6.Hastaları, yaşlıları ziyaret ederek;yoksulları öksüz ve yetimleri sevindirerek,
7.Eş,dost ve yakınlarımızla tebrikleşerek,
8.Dargın ve küskünleri barıştırarak, değerlendirebiliriz.
GÖNLÜMÜZDEN GEÇENLERİ TEK MÜRACAT YERİNE ALLAH(cc)'a BİLDİRELİM.
GECENİZ BEREKETLİ OLSUN.
EDİTÖR

24 Haziran 2009 Çarşamba

Sağlığınızı korumak ellerinizde

Resûlullah (sav) bir hadis-i şerifte: "Yemekten önce el yıkamak, fakirliği yok eder. Yemekten sonra yıkamak da, üzüntüyü giderir..." buyurmuştur.

Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte çocukların parklarda bahçelerde oynamasından dolayı mikroplarla daha yakın temasta olması el yıkama alışkanlığının daha da artması gerektiğini savunan uzmanlar mutlaka oyundan sonra ellerin çok iyi yıkanılması gerektiğini söylüyorlar. Ellerini yıkamaya özen göstermeyen, bu alışkanlığı kazanmayan çocukların, doğal ortamda bulunan mikroplarla karşı karşıya kaldığı bildiriliyor. Çocuk sağlığı uzmanları yaptıkları açıklamalarda el yıkamanın genellikle, üzerinde durulmayan davranış olarak görüldüğünü, ancak sağlık açısından büyük önem taşıdığını kaydediyorlar.

Hastalıkları tedavi etmek yerine önlemek gerekir!

Çocukların vücut direncinin yetişkinlere oranla daha zayıf olması sebebiyle, çocuklar hastalık yapıcı mikroorganizmalara yetişkinlerden daha kolay teslim olabiliyorlar. Eller, mikropların vücuda girmesinde köprü işlevi görüyor. Hastalanan ve hastaneye giden çocukların yarısı, çevresinden aldığı mikroplar nedeniyle hastalanıyor. Özellikle tuvaletten sonra ellerin gerektiği gibi yıkanmaması, dışkı yoluyla bulaşan tehlikeli mikroorganizmaların rahatlıkla vücuda girmesine neden oluyor. El temizliğine gereken önemin verilmemesi, sarılık ve paraziter rahatsızlıklar başta olmak üzere çok sayıda hastalığa yol açmaktadır.

Uzmanlar, kendilerine gelen küçük yaştaki hastaların ailelerinden, ilaçtan önce, çocuklarının ellerini temiz tutması ve bunu alışkanlık haline getirmelerini sağlamalarını istediklerini ifade ederek, su ve sabun ikilisinin hastalıklardan en iyi korunma yöntemi olduğunu söylüyorlar.

Önce anne babalar!

El temizliğine önce anne ve babalar duyarlı olmalıdır. Çocuklar oyuncaklardan ve oyunlardan büyük zevk alırlar. Bu nedenle çocuklara el yıkamanın önemi eğlenceli yaklaşımla kavratılarak onların hoşuna gidecek sabunlar ve değişik havlular alarak el yıkamaya teşvik edilmelidir.

El temizliğinde dikkat edilecek hususlar

- 1) Elinize temiz bir sabun alın.

- 2) Ellerinizi ıslattıktan sonra sabunla ellerinizi ovalamaya başlayın.

- 3) Sabun köpürene kadar ellerinizi ovalayın ve köpürdükten sonra en az 20 saniye devam edin.

- 4) Parmak aralarının, tırnak içlerinin, el sırtının ve bileklerin iyice temizlendiğinden emin olun.

- 5) Ellerinizi akan su altında durulayın ve elleriniz temizlendikten sonra tekrar musluğa dokunmayın.

- 6) Ellerinizi, temiz veya bir kullanımlık olan havlularla kurulayın. Musluk vanasını elinizdeki havluyla kapatın.

- 7) Kullanmış olduğunuz kirli havluyu su geçirmez kirli torbasına atın.

- 8) Kirli torbasını ayak pedalıyla açın, el değdirmeyin.

- 9) Cilt çatlakları için gerekiyorsa losyon kullanmaya karar verin.

- 10) Çocuğunuza el yıkaması amacıyla ister kucağınızda, ister bir basamak kullanarak musluğa erişir pozisyondayken yukarıdaki tüm maddeleri uygulamasına yardım edin ve sonra da kendi ellerinizi yıkayın.

El yıkama ne zaman yapılmalı?

- 1) Besinleri hazırlamadan hemen önce ve hazırlama işleminden hemen sonra.

- 2) Sofrayı kurmadan ve mutfak araç gereçlerini ve masa örtülerini ellemeden hemen önce.

- 3) Yemeğe başlamadan hemen önce ve sofradan kalktıktan sonra.

- 4) Çöpleri elledikten hemen sonra (Çöpleri kapalı torbalarda atmalı).

- 5) Tuvaletten çıktıktan sonra.

- 6) Çocuklara tuvalet ihtiyaçları için yardım ettikten ve altlarını değiştirdikten sonra.

- 7) Ter, idrar, balgam, kusmuk, dışkı gibi vücut çıkartılarına temastan hemen sonra.

- 8) Hayvanları, hayvan kafeslerini ve diğer hayvan eşyalarını elledikten sonra.

- 9) İş yerine varınca ve ayrılmadan önce.

- 10) Dışarıdan eve döner dönmez.

- 11) Çocuklar için, yuva ve kreşe vardıklarında ve ayrılmadan hemen önce.

- 12) İlaçları ellemeden hemen önce.

- 13) Ellerin kirli olduğu fark edilir edilmez.

- 14) Ev temizliğinden hemen sonra.

- 15) Kullanmakta olduğu eldivenleri çıkarttıktan sonra eller mutlaka yıkanmalıdır.

El yıkamada antibakteriyel sabunlara gerek yoktur. Islak temizlik mendilleri el yıkamanın yerini tutamaz. Çalışma sırasında eldiveni çıkardıktan sonra eller kirlenmemiş olsa dahi mutlak suretle yıkanması gerekir. Ayrıca; eldiven takmanın ellerin kirlenmemesi ve mikropların yayılmaması için yeterli bir önlem olmayacağını bilmek ve kabul etmek gerekir.

Bunları biliyor musunuz?

Niçin otellerin kapıları döner kapılıdır? Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların iç kısımları devamlı ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar ve motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel ve benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri girmesini engeller.

22 Haziran 2009 Pazartesi

Vücudunuzu iyileştiren yiyecekler

Tüm bu yiyecekler vücudunuz için oldukça faydalı. Foxnews'te yer alan haberde, çeşitli hastalıkları önlemeye ve iyileştirmeye yardımcı bazı yiyecekler açıklanıyor.

Tarçın: Ağız kokusu utanç verici olabilir, fakat ağız kokunuzdan kurtulmak için bir umudunuz var. Çalışmalar, tarçının ağızdaki bakterileri azalttığını ve ağız kokusunu giderdiğini gösteriyor.

Zencefil: Midenizi bozduğunuzda zencefilin çok iyi geldiği kocakarı ilacı gibi görünse de bir gerçektir. Son zamanlarda yapılan çalışmada, kemoterapi hastaları zencefil kapsüllerini içtikten sonra mide bulantısının önemli ölçüde azaldığını belirttiler.

Deniz yosunu: Migreniniz tuttuğunda deniz yosunu aklınızdaki son şey olabilir, ancak deniz yosunu salatası ihtiyacınız olan tek şeydir. Magnezyum bakımından zengin olan bu yiyecek, kasları ve sinirleri gevşetiyor. Araştırmacılar, migreni olanlarda magnezyum eksikliği olduğunu gördüler.

Avokado: Yüksek dozda folik asit içeren avokado, enerjinizi artırmaya yardım eder. Aztekler, avokado ağacına "Ahuacuatl" ismini vermişlerdi.

Kuşkonmaz: Stresli ya da endişeli misiniz? Bu nedenle, akşam yemeğine biraz kuşkonmaz ilave etmelisiniz. Kuşkonmazdaki antioksidanlar karaciğer performansını artırıyor ve stresle daha kolay başedebilmenizi sağlıyor.

Elma: Kabız olmamak için elma yiyin. Mükemmel bir lif kaynağı olan elma, bağırsakların çalışmasına yardımcı oluyor.

Greyfurt: Hiç kimse göze hoş görünmeyen selülitlere sahip olmak istemez, ancak greyfurt yemek selüliti önlemeye yardım ediyor. C vitamini bakımından zengin olan meyve, karaciğerin detoksifikasyon enzimi üretimini ve aktivitesini artırıyor.

Bal: Koyunları saydıktan sonra halen uykunuz gelmiyorsa, bir de balı deneyin. Oreksin olarak bilinen doğal içeriği sahip bal, beynin dinlenmesine yardım ediyor.

Sarımsak: Hapşırma, öksürme, ağrı soğukalgınlığı belirtileridir. Alisin ve allium içeren sarımsak, mikropları temizliyor ve ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiren etkisi bulunuyor.

Yaban mersini: Dün kahvaltıda ne yediğinizi hatırlamakta güçlük mü çekiyorsunuz? Yaşlandığınızı mı hissediyorsunuz? Çalışmalar, yaban mersininin hafızayı güçlendirdiğini ve yaşa bağlı fiziksel koordinasyon kaybını önlediğini gösteriyor.

21 Haziran 2009 Pazar

BENİM BABAM SENİN BABANI DÖVER

Hepimiz çocukken arkadaşlarımıza bunu mutlaka söylemişizdir.Çünkü babamız mükemmeldir.Dünyada ondan başka kuvvetli, yakışıklı, güçlü kimse yoktur.Hayata dair ne varsa ondan öğrenmeye çalışırız.Babamız her şeyi bilir.Babalarımızı taklit ederiz.Bundan dolayı sevgili babalar yapmış olduğunuz hareketleri; sizi takip eden, örnek alan birisinin varlığını unutmayın. Çünkü baba kavramı bizim dünyamızda gücü ve güveni temsil eder. Böylesine büyük bir sorumluluğun müntesibi olan babalarımız bizlerin eğitimine bir bütün olarak dahil olmalıdırlar. Hayat tarzlarıyla, sözel ve davranışsal ifadeleriyle, kurdukları iletişim tarzlarıyla, ev içinde ve ev dışındaki tutumlarıyla bizlere doğru model olmalı ve doğru davranışı kazanmamıza katkı sağlamalıdırlar.

Babalar lütfen sözüme kulak verin!

Sizler sadece para kazanan eve para getiren kimseler değilsiniz aynı zamanda, bizlere doğru yaşamanın, doğru model olmanın bilinciyle hareket etmesi gereken kılavuzlarsınız!

Sizi bir para makinesi olarak görmüyoruz.

Günümüzdeki bazı gençlik gibi sizi "moruk" olarak görmüyoruz.

Sizi(annemizi babamızı) cenneti kazanmada bir vesile olarak görüyoruz.
23- Rabbin,(25) O'ndan başkasına kulluk etmemenizi(26) ve anne-babaya iyilikle-davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: "Öf" bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.
24- Onlara acıyarak alçakgönüllülük kanadını ger ve de ki: "Rabbim, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse Sen de onları esirge."(
İsra suresi 23. ve 24.ayet)
Sizi senin bir gününde değil her zaman seviyoruz.


18 Haziran 2009 Perşembe

KARNENİZİ ALDINIZ MI SINAVINIZ NASIL?

Biten yıllar ile beraber biten bir yıl daha. Alınan karneler girilen ve girilecek sınavlar. DPY, SBS, PK, ÖO, ÖSS, ALES, KPSS, yazılılar sözlüler, testler, vizeler, finaller… ve daha niceleri. Peki, siz aldınız mı karnenizi, nasıl geçti sınavlarınız?

Bizzat sınava girenlerin, evlatları sınava girenlerin derin şeyler yaşadıkları malum ve hatta tanıdıkları sınava girenlerde de farklı bir telaş bir heyecan ve sonuca dair umut ve korku. Hepimiz bir yerindeydik bu sınavın. Telaşlı gözleri gördük, ümitli gözleri ve ağlayan gözleri. Bir yıla dair tüm emeklerin karşılığı ya da mahvolmasının mahzunluğu ve pişmanlığı. Hatırlayın, ne kadar fedakârlıklar yaparak hazırladınız kendinizi ya da çocuğunuzu bu sınava. Çalışıp çalıştırırken hangi hedeflerin hayaliyle geçti gitti saatler. Ve bir yılsonunda mahzun, mahcup ve yenilmiş bir yüreğin aynası olduysa gözleriniz ya da en sevdiğinizin gözleri, ne kadar üzüldünüz. Elbette bunca emek, bunca çalışma bir yılın yada yılların boşa gitmesi için değildi. İyi bir lise, iyi bir meslek, iyi bir üniversite iyi bir gelecek demekti. Duyduğumuz ne varsa yaptık ve uyguladık belki. Mantıklısını da mantıksızını da. Çünkü hayatımız söz konusuydu. Elimizde ne gelirse yapmalıydık, haklıydık.

Oldu ama olmadı, iyi yada kötü geçti, telafi edilebilir yada edilemez; bir şekilde hayat karşımıza farklı farklı seçenekler çıkaracak.

Bütün bu sınavların içinde hayat sınavı ve kulluk karnesinde notlar nasıl? Ne kadar hazırlanıyoruz bu sınava, ne kadar emek veriyoruz, ne kadar heyecanlanıyoruz alacağımız sonuca dair, ne kadar üzülüyoruz, “ya başaramazsak” “ya ebedi istikbalim mahvolursa diye”?! Ne kadar stres yapıyoruz, ne kadar destek alıyoruz “bu bir tek kez gireceğimiz sınavı” hakkıyla verebilmek için, ne kadar para harcıyoruz, ne kadar kulluk dershanesinin etütlerine katılıyoruz, ne kadar kıyamet deneme sınavı çözdük?! Ahlak notlarımız ne kadar etkileyecek acaba sonuçları, hangi amelimiz hangi niyetimizle ne kadar çarpılacak, katsayılar ne kadar etkileyecek cennete giriş puanımızı, yoksa çan eğrisine göre mi dersleri geçip kulluk diplomamızı alacağız?!

İhlâsımız teşekkürlük mü, cömertliğimiz takdirlik mi, namazımız beş mi, tesettürümüz dört mü, zaman tasarrufumuz yüz mü, tebliğimizde topluluğumuzun birincisi miyiz, fedakârlığımızda derece aldık mı, ilk kaça girdik “Allah’ın rızasını hak eden kulların” aldığı sıralamada. İlk yüze girdik mi, ilde kaçıncıyız?

Kıyamette protokolde yer almak için, elbette kulluk derecelerine ihtiyacımız olacak. Kevser havuzunun yanında Peygambere komşu olabilmek için ve özellikle Cemalullah ile şereflenebilmek için taban puanından daha fazlası gerekli. Orada da bir “cv” ye ihtiyaç duyacağız. Elbette kulluk konusunda özel eğitimlerimiz, ilim ve amel ve Cihad pozisyonundaki duruşumuz, hak batıl mücadelesindeki yerimiz en adaletli bir şekilde değerlendirilecek ve torpilsiz buyur edileceğiz hak ettiğimiz sonuca.

Yoksa yaz okulu da olmayan, son nefesle birlikte alttan üstten telafi fırsatı da biten, bir daha ki sene tekrarı da olmayan en büyük sınava bir türlü sıra gelmedi mi?

Sınavlarla muhatap olan bütün kardeşlerimize hayırlısını ve hayırlı başarılar diliyoruz. Yalnız dileğimiz “küçük sınav”larla boğuşurken kaçırdığımız “en büyük sınav” olmasın!