27 Şubat 2017 Pazartesi

OKUMAK ÜZERİNE

Adil hükümdar Nuşirvan’dan oğluna oku tavsiyesi günümüze kadar gelmiştir. O oğluna diyor ki:
“Ey oğul! Okumaya karşı çok hırslı ol. Düşün. Ve yazmaya karşı da çok hırslı ol. Okumaktan başka hiçbir şey isteme. Alçak gönüllü ol. Burnu büyük olma. Okumaktan üşenme.
Okuyanları ve âlimleri sev; onlara sahip çık. Oku ki, unutkan olmayasın. Yanından kitap ve kalem eksik etme. Gönlün bunlardan başka şeylerle uğraşmasın.”
Günümüzde bu tavsiyeyi yapanlara, gereğini yerine getirenlere ne çok ihtiyaç vardır.
Türkiye’de düzenli okuma oranı %4’tür. Okuyanlara ne okuyor diye merak ediyorsanız, onu da arz edeyim. Bunlar:
• %4 oranında kitap.
• %22 oranında gazete.
• %95 oranında TV izlemekte.
Bu kadar yüksek oranda TV izleyen ailenin elbette çocuklarına ayıracak vakti yoktur.
Okumak insanın fikrini, düşüncesini ve gönlünü açar. Okuyan bilir, bilen öğretir. Bilmeyen yönünü şaşırır. Okuyan düşünür, düşündüğünü ifade eder. Okumayan ise konuşmaya zor kelime bulur.
Beyne beyin jimnastiği yaptırmamız lâzım. Yani okumaya ara vermeyelim. Bol bol okumak, bulmaca çözmek sinir sistemindeki hücreleri yeniler. Öyle ise, okuyalım.
Düzensiz kitap okuma hafızayı, düşünce mekanizmasını bozar. Okumak ödev değil, temel bir ihtiyaçtır. Kitap okumak kelime hazinesini ve hayal gücünü de geliştirir. Hayali olanlar hedef koyabilirler. Hedef koyabilmek başarının yarısıdır. Okumak hadiselerin arka planını görebilmek firâsetidir.
Kitap hürmet ister.
Kitap insana yeni ufuklar açar.
Her kitap bir tecrübenin ürünüdür.
Hedefimiz örnek yazar keşfetmek olmalıdır. Bu yazar bizlere okumayı da sevdirir.

Hiç yorum yok: